Selcuk Sirin
Istanbul
BAHÇEŞEHİR ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ OKULU (BAYO) UYGULAMALI SERTİFİKA PROGRAMLARIYLA İŞ DÜNYASINDAN AKADEMİYE ARAŞTIRMACI KAPASİTESİNİ ARTTIRMAK İÇİN KURULMUŞTUR.
Is this you? As a journalist, you can create a free Muck Rack account to customize your profile, list your contact preferences, and upload a portfolio of your best work.
Claim your profile
Articles by Selcuk Sirin
Lula mucizesi: Üç haftada ne değişti?
Brezilya’da Luiz Inácio Lula da Silva, ilk turda 2.2 milyon oy gerisinde kaldığı Flávio Bolsonaro’yu üç hafta sonra 4.4 milyon oy farkla yenerek tarihi bir zafer kazandı. Lula’nın zaferi, aşırı sağ popülizmle mücadelenin üç temel dersini ortaya koyuyor: Liderlik, örgütlenme ve halkın gelir seviyesini artıran somut ekonomik reformlar…
Öfkenin kimi iktidara taşıyacağına artık algoritma karar veriyor!
Neden insanlar barış içinde yürüdüğünde haber olmuyor da küçük bir grup şiddete başvurduğunda ortaya çıkan görüntüler günlerce gözümüzün içine sokuluyor? Elbette yağmanın savunulacak bir tarafı yok.
Bir kutuya sığan eğitim reformu
Bir üniversite düşünün. Öğrencilerine yaptığı çağrı şu: Telefonunuza biraz daha az, birbirinize biraz daha çok bakın. Bizim okulda bu yıl başlayan NYU IRL, yani “gerçek hayatta NYU” girişiminin amacı tam da bu. Öğrenciler yüz yüze buluşmaya, ekranlardan uzak zaman geçirmeye teşvik ediliyor. Bunun son adımı, telefon kullanımını azaltmaya yönelik 30 günlük gönüllü bir telefonsuz hayat.
Ahlaksızlık bir sistem meselesi midir?
Hakkını arayanın yalnız bırakıldığı, usulsüzlüğü ortaya çıkaranın cezalandırıldığı bir düzende kaçınılmaz olarak ahlaklı davrananların oranı giderek azalacaktır. Ahlaklı bir toplumda haksızlıkla mücadele yalnızca bireysel olarak kahramanlık gösterenlere bırakılmaz.
Bu kadar çalışarak Rönesans yapamazsınız!
Bu ay Floransa’dayım. Buraya yeni bir kitap üzerinde çalışmak için geldim. Yazmaktan arta kalan zamanlarda ise başka bir hikayenin peşindeyim: Bana tipik bir Anadolu kasabasını hatırlatan bu kent nasıl olup da Rönesans’ın başkentine dönüştü? * Bu haber/yazı ve resimlerin eser sahipliğinden doğan tüm hakları Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’ne ait olup işbu yazı/haber ve resimlerin, kaynak gösterilmeksizin kısmen/tamamen izin alınmaksızın yeniden yayımlanması yasaktır.
Çocuğu doyurmak mı pahalı aç bırakmak mı?
Türkiye’de çocuklar aynı yaşta, aynı okul sıralarında oturuyor ama hayata aynı yerden başlamıyor. Yoksulluk daha anne karnından itibaren beslenmeyi, gelişimi ve öğrenme imkanlarını etkiliyor; okul çağında ise açlıkla karşımıza çıkıyor. Aradaki makası kapatmanın en somut yollarından biri aslında çok basit: Her çocuğa okulda ücretsiz ve sağlıklı bir öğün yemek
PISA’nın gösterdiği iki ayrı Türkiye
PISA 2025, Türkiye’de tek bir eğitim tablosu olmadığını gösteriyor. Sosyoekonomik açıdan en avantajlı ve en dezavantajlı çocuklar arasındaki öğrenme farkı matematikte yaklaşık beş yıla ulaşıyor. Buna bilgi işlemsel problem çözmedeki, gerilik ve öğrencilerin yarısından fazlasının okuldan en az bir gün uzak kaldığını gösteren devamsızlık verileri eklenince, önümüzde üç büyük ödev beliriyor: Fırsat eşitsizliğini azaltmak, çağın becerilerini kazandırmak ve çocukların okulla bağını güçlendirmek
PISA 2025: Ne değişti?
PISA 2025 sonuçları dün açıklandı! Türkiye’de PISA’yı ülke gündemine getirenlerden biri olarak hemen yorumlamak isterim ama önce bir not. PISA’yı yıllardır referans gösteren biri olarak bu sene çok mutluyum. Eskiden PISA sonuçları açıklandığında kimsenin ruhu duymazdı. Özellikle Türkiye’nin kötü sonuç aldığı dönemlerde PISA’yı gündeme getirmek neredeyse imkansızdı. Sırf PISA verilerini paylaştığım için sosyal medyada “dış mihrak” suçlamasına maruz kaldığımı bile hatırlıyorum.
Zil çalmadan evde ayarlanacak üç şey
Okullar 7 Eylül Pazartesi uyum haftasıyla başlıyor; 14 Eylül’de ana sınıfından liseye tüm kademelerde zil çalacak. Takvimde küçük ama anlamlı bir yenilik var: Okul öncesi, 1 ve 5’inci sınıfta çocuğu olan kamu çalışanı ebeveynlerden biri, talep ederse uyum haftası boyunca günde 3 saati aşmamak üzere idari izinli sayılacak. Yani devlet bu hafta yalnız çocuğu değil ebeveyni de okula çağırıyor. Doğru bir karar; Milli Eğitim Bakanlığı’nı kutluyorum.
Endişe sınıf atladı!
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült Türkiye‘de kaygıyı en çok dar gelirliler, eğitim fırsatı bulamayanlar, kırsalda yaşayanlar taşır. Bu yaz gördüğüm tablo farklı! Kaygı sınıf atladı, kenardan merkeze taşındı.
Obama, Dua Lipa, Sarah Jessica Parker ve ben: Sonbaharda #Okunacak10Kitap
2018’de başlattığım #Okunacak10Kitap geleneği de tam bu yüzden sürüyor. Tek başımıza okumak için değil, o dünyaların üzerine oturup dertleşmek için. Tıpkı iyi bir filmden sonra olduğu gibi, iyi bir kitaptan sonra da o dünyayı birileriyle paylaşmak istiyorsunuz.
Bu sıcakta kavga çıkar!
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült Geçen hafta İzmir trafiğinde, iki sürücünün birbirine girmesini izlerken gözüm telefondaki hava durumuna takıldı: 38 derece! Sıcak bastırınca tahammül azalıyor, kavga çoğalıyor. Peki bu sadece bir şehir efsanesi mi? Değil. Sıcaklık ile şiddet arasındaki ilişki epey yüksek. Ama hemen baştan söyleyeyim, bu yazının asıl tezi şu: Sıcaklık tek başına şiddeti tetiklemiyor. Sıcaklık diğer faktörlerle, özellikle yoksullukla birleşince şiddeti artırıyor.
İş garantisi olan alan kaldı mı?
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült Tutku aç bırakıyor hocam.” Geçen hafta bu köşede tercih yapacak gençlere yıllardır yazdığım mektubun son versiyonunu paylaştım. Mektubun özü basitti. Sıralamaya değil aynaya bakın, tutkunuzun peşinden gidin. Her sene olduğu gibi bu sene de mektubuma teşekkür edenler oldu, itiraz edenler oldu.
Sigara 18, alkol 18, algoritma kaç?
Çocuk ve ekran tartışmasında artık tespit aşamasını geçtik. Sorun ekranın kendisi değil, belirli bir ekran türü: Algoritma! Yani, sonsuz kaydırma, otomatik oynatma, beğeni sayacı ve algoritmik akış üzerine kurulmuş sosyal medya tasarımı. Bu tasarım insan beyninin haz sistemini yöneten dopamini tetikliyor ve sürekli uyarılan beynimiz bir süre sonra çürüyor. Bilim dünyası artık bu tablo üzerinde büyük ölçüde uzlaştı. Asıl soru artık şu: Ne yapacağız?
Üniversite tercihi yapacak genç arkadaşa açık mektup!
Her sene bu dönemlerde eş dosttan aynı soru gelir: “Hocam, tercih yaparken nelere dikkat edelim?” Ben de bu soruyu tek tek yanıtlamak yerine her sene bu dönemde tercih yapan gençlere açık bir mektup yazıyorum. Bu seneki mektubumda geçen yıllardan farklı olarak yapay zekaya ayrı bir yer ayırdım. Herkesin içine sinen tercihleri yaptığı bir ülke, sadece o tercihi yapanlar için değil, hepimiz için daha yaşanır bir memleket olur.
Cebimizdeki kumarhane
1950’lerde Harvard’da B.F. Skinner bir güvercini kutuya koydu. Güvercin gagasıyla kutudaki düğmeye basınca yem geliyordu. Skinner önce her basışta yem verdi. Güvercin karnı doyunca durdu. Sonra kuralı değiştirdi ve yemi rastgele vermeye başladı. Bazen ilk basışta geldi yem, bazen ellinci basışta. Güvercin durmaktan vazgeçti. Aç olmadığı halde saatlerce, binlerce kez gagaladı.
Bu yaz çocuğunuzu kim yetiştirecek?: Siz mi ekran mı?
Araştırmalara göre öğrenciler yaz aylarında matematik kazanımlarının yüzde 25-34’ünü, okuma-anlama kazanımlarının yüzde 17-28’ini kaybediyor. Ama her çocuk bu kaybı yaşamıyor. Varlıklı ailelerin çocukları tatilde evdeki zengin kaynaklarla, çevrelerindeki sportif, sanatsal ve kültürel imkanlarla yeni deneyimler ediniyor, ufuklarını genişletiyor. Yoksul ailelerin çocukları ise ekrana hapsoluyor
Susanların rahatsızlığı
Yabancının cesareti uzaktadır, bizi yaralamaz, keyifle izleriz. Ama en yakınımızdaki cesaret, kendi suskunluğumuza tutulan bir aynadır. O aynaya bakmayı deneyin, aynayı kırmak gerçeği yok etmez. Unutmayın: En etkili sansür, kapıya dayanan polis değil, zihnimize yerleşmiş bize "aman dikkat" diyen o sestir
Futboldan anlamam ama insan davranışından anlarım
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült Ödül sistemini yanlış kurarsanız, bencilliği de vasatlığı da bizzat siz üretirsiniz. Türkiye olarak futbolda tam da bunu yapıyoruz. Performansı değil gösterişi ödüllendiriyoruz. Ödülün sırasını değiştirmek elimizde. Ödülü, alkışı, reklamı peşinen vermek yerine sonuca bağlamak.
Ligin en kısa adamı New York’un en uzun gölgesi
* Bu haber/yazı ve resimlerin eser sahipliğinden doğan tüm hakları Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’ne ait olup işbu yazı/haber ve resimlerin, kaynak gösterilmeksizin kısmen/tamamen izin alınmaksızın yeniden yayımlanması yasaktır. Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’nin, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 24. maddesinden doğan her türlü hakkı saklıdır.
Ruhunu kaça sattın?
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült Yakın bir arkadaşımın şirketi iflasın eşiğine gelmişti. Onlarca çalışanı vardı. Şirketini ayakta tutmak için yeni bir proje arıyordu. O süreçte bir iş insanıyla görüşmesinde tesadüfen ben de aynı masadaydım. İş insanı, arkadaşıma son derece karlı, yasal ama arkadaşımın dünya görüşüyle çelişen bir projede iş birliği önerdi.
Coğrafya değil gündem kaderdir!
Ana muhalefet partisinin kendi genel başkanını seçemediği bir sistemin adı demokrasi olmaz. Ancak tarihin gösterdiği gibi, mağduriyet tek başına iktidar getirmiyor; seçmen aynı zamanda güven ve gelecek vizyonu arıyor. Şimi Özgür Özel ve arkadaşlarının önündeki soru şu: Butlan kararı olmasa da insanları sandığa götürecek bir hikayeleri var mı?
Mutluluğun sırrı o boş sandalyede saklı!
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült Mutlu olmak için ne lazım? Çoğumuz “daha çok para, daha iyi bir iş, biraz daha az dert” deriz. Gerçi bu listeye Türkiye’de bir de, gündemden uzak durma lüksü eklenebilir. Bunlara girip bayram molasında canınızı daha da sıkmak istemem.
Ya ev genci ol ya da ülkeyi terk et!
Gençleri gerçek manada konuşmamız gereken günlerden biri olan 19 Mayıs’ı maalesef yine bir şekilde “geçiştirdik.” Gençleri yalnızca bir şiddet olayı olduğunda ya da onlar ülkeyi terk ederken değil, ülkenin geleceğini dert ederken de gündeme almamız gerekiyor. Buna her zamankinden çok, bugün ihtiyacımız var zira ülke sessiz sedasız bir demografik çöküş yaşıyor
On roman, bir yaz
Yıllardır #Okunacak10Kitap hashtag’i ile bir kitap listesi paylaşıyorum. Okuduğum, bende iz bırakan, kapatınca dünyaya farklı baktığım kitapları sizinle paylaşıyorum. Bu yılın listesi biraz farklı, tamamı son aylarda okuduğum, bir kısmını uçakta bitirdiğim, bir kısmı için oğluma hak verdiğim 10 roman. Kırgız dağlarından Paris sokaklarına, 1818’den ChatGPT çağına uzanan on farklı dünya
Türkiye’de gençlik şiddetinin anatomisi
Türkiye’de okul saldırıları 2015 sonrası belirgin biçimde arttı; 2024’te suça sürüklenen çocuk sayısı 202 bin 785’e ulaşarak son 20 yılın zirvesine çıktı. TEPAV’a göre mesele bireysel patolojiden çok; gençlerde artan umutsuzluk, göreli yoksunluk ve kurumlara güvensizlikle beslenen yapısal bir toplumsal sorun
Orban her kapıyı kilitledi, birini unuttu
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült Geçen pazar günü Macaristan’da imkansız denilen gerçekleşti. Toplamda 20, aralıksız 16 yıllık iktidara sahip Orban, hiçbir zaman ana akım televizyonda yer bulamamış, iki yıl önce bir Facebook paylaşımında yıldızı bir anda parlayan bir aday karşısında kaybetti. Ortada ne köklü bir parti var ne ciddi bir ideoloji ne de vaatler zinciri. Orban’ın en güçlü silahı seçim sistemi değildi, medya tekeli de değildi.
Allah’a inananlar %94 Diyanet’e güvenenler %21
Türkiye’de her yüz kişiden 94’ü Allah’a inanıyor. Ama aynı yüz kişiden yalnızca 21’i Diyanet’e güveniyor. Lisansüstü mezunlar arasında fala inananların oranı ilkokul mezunlarından yüksek. Gençler Ramazan orucunu yaşlılardan daha sık tutuyor, ama “dindar” denilmesini istemiyor.
Türkiye’de genç olmak: 8 yılda ne kaybettik?
Habitat Derneği’nin 2017-2025 verileri bize şunu söylüyor: Türkiye’de gençlerin yaşam memnuniyeti, umut ve maddi güveni hızla düşerken; girişimcilik isteği kırılıyor, psikolojik yük artıyor ve ekonomi doğrudan ruh sağlığını vuruyor-yani mesele artık tek tek göstergeler değil, gençlerin sistematik biçimde sıkıştığı bir hayat deneyimi
Herkes yoksulluk sanıyor ama gerçek başka
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült Türkiye’nin mutsuzluğunun sebebi yoksulluk değil; adaletsizlik ve özgürlüklerin kısıtlanması. Gelirde ve sağlıkta fena değiliz ama insanlar hak ettiğini alamadığına ve hayatını kendi kararlarıyla yönlendiremediğine inanıyor.
Hangi meslek güvende, hangisi değil?
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült Meslek seçen gençler için “Yapay zekanın yapamayacağı nedir?” sorusu artık kariyer pusulası olmalı. Fiziksel dünyayla temas, anlık insan ilişkisi, duygusal zeka, eleştirel düşünce bunlar şimdilik korunaklı bölgeler.
Bir neslin krizi: Çocuklara verecek tavsiyemiz yok
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült Gerek politik gerek teknolojik belirsizlik, şu anda kariyer yolculuğunun ilk adımlarını atan kuşak için büyük bir kriz yaratmış durumda. Kimse yarının ne getireceğini bilmiyor. En güvenilir meslekler bir anda tükenme riskiyle karşı karşıya. Bu krizi aşmak konusunda en yetersiz olanlar da biz yetişkinleriz.
Okulda şiddetin anatomisi ve çıkış yolu: Sıradaki kim?
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült Fatma Nur Çelik mesleğinin baharında katledilen bir öğretmen. Bir çocuğu var. Müzik sever. Geçen yıl okul disiplin kurulunda kendisini katleden öğrenciyi kastederek şunu söylemiş: “Can güvenliğimiz yok, sıradaki biz olabiliriz.“ Bu yazıyı okulda şiddetin sıradan bir haber olduğu Amerika‘dan yazıyorum. Kampüslerde toplu cinayetlerin artık “büyük haber“ sayılabilmesi için ölü sayısının iki haneli olmasının beklendiği bir yer burası.
Masumiyet Müzesi: Erkek anlatısı mı, kadın yorumu mu?
Birkaç haftalığına da olsa futbol ve siyaset arasında sıkışan tartışma dünyamız, Masumiyet Müzesi sayesinde yeniden edebiyatı konuştu. Sosyal medyada karakter analizleri, ekranlarda roman tartışmaları belirdi. Peki bir uyarlama gerçekten kitabını aşabilir mi? Aynı hikaye başka bir yönetmenin gözünden anlatıldığında anlamı değişir mi? Bir romanın kahramanı, kamera karşısında bambaşka birine dönüşebilir mi?
Utançla kurulan imparatorluk: Epstein’in bal tuzağına nasıl düştüler?
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült Epstein vakasını bir psikopatın sapkınlığı olarak açıklamak yetmiyor; asıl mesele, modern çağın elit düzeninde bazı suçların kimin işlediğine bağlı olarak görünmez kılınabilmesi. Bu dosyada para ya da zor yok; gücün kaynağı utanç, kontrol aracı ise bal tuzağı.
Yapay zeka sınıfa girdi: Öğretmenlik ikiye ayrılıyor
Dijital çağda öğretmenlik artık iki role evriliyor: Öğrenmeyi tasarlayan içerik üreticiler ve çocukların merakını, aidiyetini ayakta tutan motive ediciler. Türkiye, genç öğretmen kuşağı ve büyük öğrenci nüfusuyla bu dönüşümü fırsata çevirebilir, aksi halde yapay zeka okulu güçlendirmek yerine aşındırabilir
Cezasızlık kültüründe şiddetin pornografisi
Atlas’ın öldürülmesi münferit bir vahşet değil; akran zorbalığının, dijital şiddet pornografisinin ve cezasızlık kültürünün iç içe geçtiği bir ortamın kaçınılmaz sonucu. Bu bataklığı kurutmadan çocuk şiddetini durdurmamız mümkün değil. Şiddetin izlenen ve tüketilen bir içeriğe dönüştüğü, failin görünürlük kazandığı, cezasızlığın normalleştiği bir ülkede çocukların şiddeti “öğrenmesi” şaşırtıcı değil. Asıl soru şu: Bu kültürle yüzleşecek miyiz, yoksa sadece şaşırmış gibi mi yapacağız?
Ebeveyn izni yetmez: 16 yaş altına topyekun yasak şart!
Bugün çocuklarımızın kimliği, dikkati ve ruh sağlığı tarih boyunca hiç olmadığı kadar görünmez güçlerin etkisi altında. Evde anne-babalar, okulda öğretmenler uğraşırken, birkaç küresel teknoloji şirketinin algoritmaları çocukların ne izleyeceğini, neye güleceğini, neye öfkeleneceğini ve hatta kendilerini nasıl göreceklerini belirliyor.
O gün o köprüde donabilirdim
Senede iki defa New York’tan kalkıp doğduğum topraklara geliyorum. Bunun sebebi daha önce yerel bir dergiye anlattığım aşağıdaki umut hikayesinde gizli. Üstünden tam 40 yıl geçti ama ne zaman umutsuzluğa kapılsam bu hikayedeki Selçuk gelir aklıma. Çünkü nefes alıyorsam, adım atabiliyorsam, koşullar ne olursa olsun umut etmeyi ben o gün öğrendim. Yaşar Kemal’in de dediği gibi yaşam, umutsuzluktan umut üretmektir ne de olsa
2026 için bir umut reçetesi
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült Bugün yaşadığımız belirsizlikler gerçek, kaygılarımız da sahici. Ama insanlık tarihinin bize öğrettiği bir hakikat var: Zor zamanların içinden geçmenin tek yolu, umudu bilinçli bir seçim olarak korumaktır! 2026 kolay bir yıl olmayacak belki ama insan dayanma gücüyle insandır.
Her yıl aynı umut, aynı hayal kırıklığı: Yeni yıl kararlarının anatomisi
Sorun çoğu zaman karakterimizde, irademizde ya da motivasyonumuzda değil; sorun, hedefleri nasıl koyduğumuzla ilgili. Kaçınma hedefleri; zihni sürekli yasakla, eksikle ve suçlulukla meşgul ederek odağımızı yitirmemize neden oluyor. Yaklaşım hedefleri; bize ödül, ilerleme ve kontrol hissi verdiği için daha başarılı olmamızı sağlıyor
Bir çocuk anne babasını neden öldürür?
Parricide hiçbir zaman tek bir anın, tek bir öfke patlamasının sonucu olarak ortaya çıkmıyor; arkasında ya görünmeyen bir şiddet ya tedavi edilmemiş ağır bir ruhsal kırılma ya da yıllar boyunca biriken ve kimsenin ciddiye almadığı işaretler var. Bir çocuk anne babasını öldürdüğünde, bu ne sadece ‘kötü bir evlat’ ne de sadece ‘kötü bir aile’ hikayesidir; bu, çoğu zaman yıllar boyunca biriken, görmezden gelinen ve erken müdahale edilemeyen bir çöküşün acı sonucudur
Erkeklik krizi: İstanbul Erkek Lisesi buzdağının görünen yüzü
Ekran başında geçirilen sürenin arttığı, yüz yüze sosyal etkileşimin azaldığı ve yetişkin rehberliğinin geri çekildiği dijital çağda, ergen erkeklerde şiddet ve zorbalık davranışları istikrarlı biçimde yükseliyor. Kadın düşmanı söylemler internet alt kültürlerinden çıkıp lise sohbetlerine, WhatsApp gruplarına ve yatakhaneye sızmış durumda. İstanbul Erkek Lisesi’nde ortaya çıkan “fişleme listesi” olayı, bu büyük dönüşümün yalnızca görünür bir semptomu.
Türkiye’nin önündeki üçlü fırtına
Türkiye’nin gerçek sorunlarıyla siyasal gündemi arasındaki makas hiç olmadığı kadar açıldı. Ülke, 21’inci yüzyılın ilk çeyreğine aynı anda üç farklı yönden gelen çoklu kriz dalgasının içinde girdi: Ekonomik kriz içeriden derinleşiyor, demografik kriz geleceğimizi tehdit ediyor, küresel teknolojik kriz ise dışarıdan ülkenin rekabet gücünü yok ediyor. Tüm bu yaşamsal tehditlere rağmen kamuoyu, bu üç büyük kırılmayı görünmez kılan ve Edirne sınırını aşmayan yapay tartışmalarla meşgul. Ne yapıyoruz?
Parasosyal: Modern yalnızlığın yeni adı
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült Cambridge sözlüğünün yılın kelimesi seçtiği ‘parasosyal’ ilişki, ilk kez 1956’da televizyon yıldızlarıyla izleyicilerin kurduğu sahte yakınlık hissini tanımlamak için kullanılmış.
Türkiye’de öğretmen olmak: OECD raporu ne diyor?
Bu hafta Türkiye’de 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutluyoruz. Bir öğretmen çocuğu, öğretmen ve öğretmenlik mesleğini araştıran bir akademisyen olarak tüm öğretmenlerimizin gününü içtenlikle kutluyorum. Bu vesileyle bizim de kurucu üyesi olup vergilerimizle desteklediğimiz OECD tarafından açılanan oldukça kapsamlı bir veri tabanından yola çıkarak Türkiye’de öğretmenlerin durumunu da gündeme getirmek istiyorum.
Allah fındığı vermiş yemesini bilmiyoruz!
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült Ferrero’nun bu yıl Türkiye’den fındık almayacağını açıklaması, yıllardır “Dünyaya fındık satıyoruz” diye övündüğümüz hikayenin artık sürdürülemez hale geldiğini gösteriyor.
New York’ta güler yüzlü bir sosyalizm
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült Dile kolay: Amerika’da, özellikle de New York gibi büyük bir metropolde, “sosyalist” kimliği saklamadan, hatta gururla taşıyarak seçim kazanmak olağan bir durum değil. Ama Mamdani bunu olağanlaştırdı. Peki nasıl? “İnsanlar ev kiralarını ödeyemiyor. Sağlık hizmeti alamıyor. Ulaşım pahalı. Gelin bunları birlikte çözelim” dedi. Bu kadar.
Hayal kurmayı unutan bir ülke geleceğini bulabilir mi?
Cumhuriyet yalnızca bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda bir hayal kurma biçimidir. Yüzyıl önce, savaş yorgunu bir milletin içinden çıkan bir avuç insan, geleceğe dair en büyük kolektif hayali kurdu: Her çocuğun eğitimle kaderini değiştirebildiği, aklın ve bilimin rehber olduğu bir ülke. O hayal, Köy Enstitüleri’nde toprağa, sınıflara ve kalplere işlendi.
Beyni çürük ve narsist bir yapay zekamız var!
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült Kalitesiz bilgiyle beslenen yapay zeka, “düşünme zincirini atlama” ve ezbere yanıtlar üretme eğilimi gösteriyor; model “bir süre sonra daha narsist ve psikopat ‘ruh hâline’ bürünüyor”, empati azalıyor ve etik yanıt verme kapasitesi hasar görüyor.
Show More
loading
Actions
Is this you?
As a journalist, you can create a free Muck Rack account to customize your profile, list your contact preferences, and upload a portfolio of your best work.Get in touch with Selcuk
Contact Selcuk, search articles and posts on X, monitor coverage, and track replies from one place.
Learn more about Muck Rack