Bulent Usta
As seen in:
MSN,
MSN UK,
Daily Mail,
Reuters,
Reuters Japan,
Terra,
The Daily Mirror,
The Independent (UK),
Yahoo Canada,
Yahoo News
and
Is this you? As a journalist, you can create a free Muck Rack account to customize your profile, list your contact preferences, and upload a portfolio of your best work.
Claim your profile
Articles by Bulent Usta
Turtles offer early warning from a warming Mediterranean ahead of COP31
The water has experienced a long-term warming trend since the early 1980s. Show Caption Hide Caption The Atlantic current could collapse in 140 years Temperature, salinity and current measurements of the Atlantic current taken by the University of Miami show a 10% weakening over 20 years. How will a Super El Niño impact this winter's weather? A record-breaking super El Niño is likely, but if you think you know what that means for the winter forecast, think again.
Turtles offer early warning from a warming Mediterranean ahead of COP31
By Daren Butler and Bulent Usta IZTUZU BEACH, Turkey, Oct 16 (Reuters) – Under a moonlit sky, turtle hatchlings emerge from the sand on Turkey’s Mediterranean coast and scramble towards the sea, taking part in an ancient natural cycle that scientists say is increasingly being shaped by climate change. Throughout the night, sea turtle biologist Yakup Kaska and his team of volunteers monitor activity in the nests.
Turtles offer early warning from a warming Mediterranean ahead of COP31
By Daren Butler and Bulent Usta IZTUZU BEACH, Turkey, Oct 16 (Reuters) – Under a moonlit sky, turtle hatchlings emerge from the sand on Turkey’s Mediterranean coast and scramble towards the sea, taking part in an ancient natural cycle that scientists say is increasingly being shaped by climate change. Throughout the night, sea turtle biologist Yakup Kaska and his team of volunteers monitor activity in the nests.
Turtles offer early warning from a warming Mediterranean ahead of COP31
By Daren Butler and Bulent Usta IZTUZU BEACH, Turkey, Oct 16 (Reuters) – Under a moonlit sky, turtle hatchlings emerge from the sand on Turkey’s Mediterranean coast and scramble towards the sea, taking part in an ancient natural cycle that scientists say is increasingly being shaped by climate change. Throughout the night, sea turtle biologist Yakup Kaska and his team of volunteers monitor activity in the nests.
Turtles offer early warning from a warming Mediterranean ahead of COP31
By Daren Butler and Bulent Usta IZTUZU BEACH, Turkey, Oct 16 (Reuters) – Under a moonlit sky, turtle hatchlings emerge from the sand on Turkey’s Mediterranean coast and scramble towards the sea, taking part in an ancient natural cycle that scientists say is increasingly being shaped by climate change. Throughout the night, sea turtle biologist Yakup Kaska and his team of volunteers monitor activity in the nests.
Turtles offer early warning from a warming Mediterranean ahead of COP31 Original
Item 1 of 2 Baby sea turtles crawl towards the sea on Iztuzu Beach on Turkey's Mediterranean coast in Mugla province, Turkey, September 3, 2026. REUTERS/Dilara Senkaya [1/2]Baby sea turtles crawl towards the sea on Iztuzu Beach on Turkey's Mediterranean coast in Mugla province, Turkey, September 3, 2026.
Enchentes deixam três mortos em Istambul após chuvas mais fortes em décadas
Três pessoas morreram e mais de 2.700 tiveram que fugir em Istambul após chuvas torrenciais atingirem a cidade, informaram autoridades nesta quinta-feira (15). Vários carros ficaram amontoados nas águas da enchente, bloqueando a entrada de uma rua no bairro de Ayazaga, em Istambul, onde um rio transbordou devido à chuva na quarta-feira (14). Ayazaga e Kagithane foram duas áreas fortemente atingidas e inundadas pelas chuvas.
Bu da geçer
Blaise Pascal, ‘Düşünceler’de insanın kendi derdiyle baş başa kalmamak için oyalanmaya ihtiyaç duyduğunu yazmıştı. Avuntu da bu kaçışın bir biçimiydi; dikkati acıdan başka yere çekiyordu. Teselli ise acıdan uzaklaştırmak yerine acının içindeki yalnızlığı hafifletiyordu. Avuntu unutmayı ister; teselli, hatırlarken yalnız kalmamayı. 14.10.2026 05:00 Giriş: 14.10.2026 05:00 Güncelleme: 14.10.2026 05:00 Bir taziye evindeydim.
Belki lazım olur
Epiktetos iki bin yıl önce “hiçbir şey için kaybettim deme, geri verdim de” tavsiyesinde bulunmuştu. Atmak da bir geri verme; o akşamı, o bedeni, o yılları zamana iade etmek. İsveççede bunun gündelik bir adı bile var; döstädning, ölüm temizliği. İnsanın, ayıklama işi geride kalanlara düşmesin diye eşyasını sağlığında kendi eliyle seyreltmesi. Son cömertlik. 07.10.2026 05:00 Giriş: 07.10.2026 05:00 Güncelleme: 07.10.2026 05:00 Dolapların değiştiği haftalardayız.
Küstüm sana
Yirmi yıldır küs olduğum eski bir dostumdan mektup aldım. Bir yazım eline geçmiş, onu balıkçı kahvesi günlerine götürmüş, bana yazmış. Küsler aracıyla konuşur, bizimki yazı olmuş. Neden küstüğümüzü o da hatırlamıyor, ben de. Gerekli miydi diye düşünüyorum; belki gerekliydi, belki değildi. Hatırladığım tek şey yara. Kimse beklemediği birine küsmez; küslüğün altında bir hayal kırıklığı, hayal kırıklığının altında bir beklenti var. Mektup yazın sonunda geldi.
Palavra
Balıkçılar kahvesinde televizyon açık; 12 Eylül'ün yıl dönümü haberi geçince Palavra Basri masadakilere o geceyi yine anlatıyor. Karaköy'de askerler bir kaçağı arıyormuş, balıkçıları gecenin bir vakti rıhtımda sıraya dizmişler. İlk dinlediğimde bir manga askerdi, geçen kış iki cemse oldu, bu akşam rıhtıma bir de tank yanaştı; aranan kaçak artık Basri'nin teknesinde, ağların altında yatıyor. Kimse itiraz etmiyor.
Kusura bakma
Sabahın erken bir saatiydi. Çok beğendiğim bir kafeden kahvemi alıp dışarı çıkacakken genç bir kadın beni görmeden koluma çarptı; kahve üstüme döküldü. İşe gidiyordum; üstümün başımın haline mi, sıcak kahvenin sabahın serinliğinde vücudumu yakmasına mı üzülsem bilemedim. Sonuçta herkesin başına gelebilecek bir kaza. Ama genç kadın öylesine üzüldü, öylesine telaşlandı ki kendi halimi unutup onu teselli ederken buldum kendimi.
Sıra
Balıkçılar kahvesinde herkes gemi faciasını konuşuyor. Girne’den Taşucu’na kalkan geminin batışı herkesin dilinde. Gemide çekilen videoları izleyemiyorum, haberleri metinden takip ediyorum. Böyle haftalarda bir cümle dolaşıma giriyor; kimse yüksek sesle söylemese de herkes uyguluyor: Şimdi sırası mı? Denizde hâlâ aranan insanlar varken bel ağrısını, işteki haksızlığı, yarım kalan bir ilişkiyi anlatmak ayıp geliyor çoğu kişiye. Sanırım ben de yapıyorum bunu zaman zaman.
Ayraç
Yazın bitişini bir yas duygusuyla yaşarken bulutlar da görünmeye başladı. Kitaplığımda teselli ararken, iki yıldır aynı sayfada bekleyen bir kitapla karşılaştım. Ayracı yüz doksan altıncı sayfada; kitabı her gördüğümde içimde aynı ses: Bu hafta döneceğim. Dönmedim, dönmüyorum. Ne bitirebiliyorum, ne rafa kaldırabiliyorum. Herkesin böyle bir ayracı vardır sanırım: Çekmecede bekleyen bir tahlil kâğıdı, iki yıldır "yarın arayacağım" denen bir dost... Ertelemeyle tembellik karıştırılır çoğunlukla.
Bakamamak
Bir tarafım hep bohem kaldı, öğrencilik günlerinden yadigâr; bu yanımdan vazgeçemiyorum. 19. yüzyıl Paris'inde yoksul ama özgür yaşayan sanatçılar arasında epey huzurlu bir yaşamım olurdu. Bu salaş kafenin penceresinden akıp giden nehre bakarken, içimden şiir dizeleri nehirle birlikte akıyordu sanki. O ânı sabitlemek için manzaranın fotoğrafını çekmek geldi içimden. Sonra uzun zamandır kendi fotoğrafımı da çekmediğimi hatırladım. Yıllardır ne fotoğraf albümlerine bakıyordum ne telefonumdaki arşive.
Eve dönmek
Birkaç gündür başka bir ülkedeyim; birkaç gün sonra eve döneceğim. Dönüş yaklaştıkça özlediğim şeylerle birlikte, uzakta biraz gevşeyen eski düzenin de aynı kapının ardında beklediğini düşünüyorum. Burada kimse beni geçmişimle tanımıyor. Otel resepsiyonundaki görevlinin, restorandaki garsonun gözünde bir sicilim yok; kimse benimle yarım kalmış bir hesabı, eski bir kırgınlığı, yıllanmış bir beklentiyi paylaşmıyor. Yabancılık yalnızca eksiltmiyor; bazı rolleri bir süreliğine sessize alıyor.
Gözün aydın
Tatilde nadasa yatmış bir halde yazmak üzerine düşünüyordum. Yazmak deyince aklıma ilk Marguerite Duras gelir. Yazmaya dair düşüncelerine kafa yorarken, sahilde bir anne ile ergen kızı arasındaki diyaloğa tanık oldum. "Müzisyen olacaksın da ne olacak? Aklın bir karış havada. Otur matematik çalış." Kızının cevabı çok sertti: "Konservatuara gideceğim. Sizinki gibi sıkıcı bir hayatım olmayacak." Duras’ın ‘Sevgili’ adlı romanında da böyle bir sahne vardı.
Nadasa yatmak
Yaz rehaveti güzel şey, eğer durup bakabiliyorsak içimize. Yetişmesi gereken işler olmaksızın, bir dağ tepesinde ya da bir deniz kenarında… Bu yüzden “boş zaman” sözcüğü rahatsız etmiştir beni her zaman. Zamanın asıl ve değerli kısmı çalışmaya ayrılmış ve ondan geriye kalana “boş” denmiş. Kitap okumak “boş zaman” aktivitesi olmadı hiç benim için ya da yürüyüşe çıkmak, film izlemek. Boş yerine serbest demeyi tercih ederim.
Beni neden seviyorsun?
Balıkçılar kahvesinin dışarıdaki masalarından birine oturmuş, denize bakarak gazete yazım üzerine düşünüyordum. İlk aşkım, tam şurada, dalgakıranın kayalıklarında otururken sormuştu: "Beni neden seviyorsun?" Bir sürü şey sıralamıştım, güzelliğine, zekâsına övgüler düzerek. "Peki ya benden daha güzel ve daha zeki biri karşına çıkarsa, onu mu seveceksin?" Kala kalmıştım. "Seni sen olduğun için seviyorum" demiştim sonunda. O gün ikimiz de bilmiyorduk: sorunun cevabı o "sen"in içinde saklıydı.
Çekilmemiş fotoğraf
Tek başıma arabayla uzun bir yolculuğa çıkmıştım. Geceleyin dümdüz bir ovada ilerlerken fena halde uyku bastırdı. İlk gördüğüm ağacın dibine çektim. Yoldan nadiren yük kamyonları geçiyordu. Civarda ne bir kasaba, ne bir köy, ne bir ışık. Sadece yıldızlar parlıyordu üzerimde. O sessizlikte uykuya dalmam kolay olmuştu. Rüyamda Yaşar Kemal’i gördüm. Öldüğü günlerde de onunla bir tren yolculuğu yapmıştım düşümde. Düş gücünün öneminden konuşmuştu.
Bağlantıda kalalım
Hava sıcak. İnsanlar telaşlı ve sessiz. Tahammül azaldıkça azalmış. İskelenin yanındaki kafede oturmuş kendimi ve gazete yazımı düşünüyorum. İskelenin kedilerinden Hüsnü geliyor yanıma. Ona neden Hüsnü denmiş hiçbir fikrim yok. Hüsnü konuşkan bir kedi, sürekli bir şeyler mırıldanıyor. Bu sıcakta konuşacak gücü nereden buluyor? Oturduğum kafenin önünde iki arkadaş vedalaşıyor, biri iskeleden vapura binecek. Gidecek olan şöyle diyor: "Bağlantıda kalalım." Son zamanlarda vedalaşan herkesin ağzında bu söz.
Acı çekenler topluluğu
08.07.2026 05:00 Giriş: 08.07.2026 05:00 Güncelleme: 08.07.2026 05:00 İstanbul’da çok şiddetli bir yağmur yağmıştı. Beşiktaş’ta bir arkadaşımla buluşmuştum; daha ne içeceğimize karar veremeden gökyüzü karardı, birkaç dakika içinde kaldırımlar suyun altında kaldı. İnsanlar kapı aralıklarına, pasaj girişlerine, bizim oturduğumuz kafeye doluştu. Islanmış yabancılar, masaların arasına sıkışmış, ayakta duruyorlardı.
Cevapsız soru
01.07.2026 05:00 Giriş: 01.07.2026 05:00 Güncelleme: 01.07.2026 05:00 Yorgun bir halde trene binmiş, başımı cama dayayıp dışarıya bakıyordum. Geceydi. Cam, dışarıyı göstermekten çok yüzümü geri veriyordu. Gecenin sessizliğinde arkamdaki koltuktan bir kadının sesini duydum: "En çok canımı acıtan şey, hiçbir açıklama yapmadan kaybolması oldu. Benden ne istediğini anlayamadım. Cevap vermedikçe onu daha çok düşünür oldum. Bir süre sonra neyi yanlış yaptığımı düşünmeye başladım.
Oda boş
24.06.2026 05:00 Giriş: 24.06.2026 05:00 Güncelleme: 24.06.2026 05:00 Geceyi seven insanlar var. Sanki herkesin uyumuş olduğunu bilmek onları özgürleştirir. Kendileriyle ancak böyle zamanlarda baş başa kalabileceklerine inanırlar. Özellikle ergenler, kendi odalarında yalnız olsalar bile, evde uyanık birilerinin varlığından rahatsız olabilirler. Ama herkes uyudu mu rahatça bilgisayar oyunlarını oynar, hayal kurar, kendi iç dünyalarına çekilirler. Yalnızlık, kendiliğin kabı gibidir.
Henüz doğmamış
17.06.2026 05:00 Giriş: 17.06.2026 05:00 Güncelleme: 17.06.2026 05:00 Bu defa güneş batarken yazımın başına oturdum. Burada güneş batarken, başka yerlerde doğan güneşi hayal etmeye çalıştım. Dünya hem koskocaman hem de küçücük bir yerdi. Bir gün içinde ne çok ölüm, doğum, aşk ve acı yaşanıyordu kim bilir. Sonra aklım insanlığın hikâyesine kaydı. Kuşaklar birbirinin üstüne doğuyordu; her biri bir öncekinin tam battığı yerden değil, başka bir ufuktan. Olup biteni anlamak belki de buradan başlıyordu.
Penceresiz ev
10.06.2026 05:00 Giriş: 10.06.2026 05:00 Güncelleme: 10.06.2026 05:00 Daimi bir kaos ortamında insan nasıl kendi bütünlüğünü koruyarak devam edebilir? Zaman zaman ara verilse de bitmeyen bir savaş, siyasal güçleri ne kadar sallantıdaysa o denli sertleşen iktidarlar… Max Horkheimer’ın Nazi Almanyası yükselirken yazdığı ‘Alacakaranlık’ kitabında, bir filozofun insan ruhunu penceresi olmayan bir eve benzettiğinden bahsediyordu. Horkheimer, bu filozofa katılmıyor.
Dijital ruh
Yolda yürürken bile insanların yapay zekâdan insanmış gibi bahsettiğini duyuyorum artık. Onunla kavga edenler, küsenler, hayran olanlar… Bu kadar hayatımıza girmiş, çoğu kişinin kimseyle paylaşmadığı iç dünyasına sokulan yapay zekânın ruhsallığımızı etkilememesi mümkün değil. Şimdilik balıkçılar kahvesine girmiş değil yapay zekâ. Balıkçılar birbirleriyle konuşmuyorlarsa denizle, gökyüzüyle, kedi ve köpeklerle konuşmayı tercih ediyorlar.
Sonsuz şimdi
Sokakta bir kafenin önünde oturuyorum. Başımın üzerinden plastik mermiler geçiyor. Az ileride patlayan gaz bombasının sisi masalara kadar ulaşıyor. Garson kahvemi bırakırken, “Bir sürecin içindeyiz,” diyor. Sonra dönüp başka masaya servis yapıyor. Bir üniversite öğrencisi, okulunun tam sınav zamanı kapatılıp üç gün sonra yeniden açıldığını anlatıyor.
Mazot bitene kadar
20.05.2026 05:00 Giriş: 20.05.2026 05:00 Güncelleme: 20.05.2026 05:00 Herkesin çok zeki, çok akıllı olduğu bir dünya hayal ettiğimde içim daralır. Böyle bir dünyada mizah olur muydu, canlılık kalır mıydı bilmiyorum. Ama balıkçılar kahvesine baktığımda şunu görüyorum: Buradaki en neşeli anlar, birinin başına gelen aptallığı bizzat kendisinin anlattığı anlardır. Geçenlerde bir balıkçı anlatmıştı. Motorlu kayığıyla denize açılmış, aptalca bir hata yüzünden suya düşmüş. Motor çalışıyor, kayık gidiyor.
Tam temas
Yakında insanlar yorgunluktan sokak ortasında düşmeye başlayacaklar diye korkuyorum. Belki başlamışlardır da biz bunu normal hayat sanıyoruzdur. Şöyle bir sahne geliyor bazen gözümün önüne: Herkes yorgunluktan olduğu yere yığılmış. Metrolar, otobüsler durmuş; sokaklar yere yığılmış insanlarla dolu. Azıcık enerjisi olan birtakım insanlar, yorgunluktan düşenlere kahve taşıyor, hatta damardan ilaç veriliyor. Yorgunluktan ölüm oranları hızla artıyor.
Beta elementler
Balıkçılar kahvesinde kitaplarımın arasına gömülmüşken birden akşam oldu. Akşamın olacağına dair herhangi bir işaret de olmamıştı ya da fark etmemiştim. Herkes gitmişti. Çay ocağında sadece Osman Abi kalmıştı. Bir anda akşamın çökmesinden dolayı dünya alacakaranlık bir yer halini almıştı. Nereye baksam hüzünlü bir yalnızlık, terk edilmişlik hissi görüyordum. Sanki dünya biraz geri çekilmiş, geride kalan şeyler daha çıplak, daha korunmasız kalmıştı.
Küçük bir sapma
Uzun bir kışın son günleri. Güneş parlıyor, kayıklar hafif dalgaların üzerinde salınıyordu. “Bahar sanki hiç gelmeyecek gibiydi” dedim. Zoka Hayri, “Sen öyle san, yarın yeni bir soğuk hava dalgası geliyormuş” dedi gülerek. Sonra başladı hava muhabbeti. Herkes havalardan yana dertliydi. Dertliydiler ama bir yandan neşeliydiler de. Belki de baharın ilk belirtisi buydu: Şikâyetin bile hafiflemesi. Balıkçılar kahvesinde pencereler sonuna kadar açıktı.
Karada kalanlar
Neredeyse Mayıs olacak ama hava hâlâ soğuktu. Teknenin içinde kazak giymeden durmak imkânsızdı. Dalgalar tekneyi hafifçe sarsarken rüzgârın sesine karışıp o tanıdık melodiyi yayıyordu. Bu defa da kaçabilmiştim karadan. Sanki ne kadar olumsuz şey varsa karada bırakabilirmişiz gibi. Macit Amca küçük el radyosunu açmış, hicaz makamında bir şarkı çalıyordu. Macit Amca’ya, “Hicaz makamı insanın içini çökerte çökerte sakinleştirir derler.
Elinin körü
Balıkçılar kahvesine ilk geldiğim zamanları hatırlıyorum. Cep telefonu, tablet, bilgisayar yoktu. Çantamda kitaplar ve defterim vardı. Cebimde de birkaç telefon jetonu. Kahvehane o zaman da aşağı yukarı aynıydı. Odun sobası, ocak, masalar… Balıkçılar doğal olarak şimdikine göre daha gençtiler, bazıları hâlâ hayattaydı. Artık herkesin cep telefonu var, benim çantamda da klavyeli bir tablet. Yine de değişen zamana direniyor burası, o ortaklık duygusu azalsa da devam ediyor.
Acının yeri
Hüzünlü bir şarkı çalıyor radyoda. O an bu hüzün fazla geliyor, dışarıdaki bahar havasıyla tezatmış gibi. Zihnimin hüzünden kaçma çabası, tuhaf geliyor önce. Hatırlıyorum, üniversite yıllarında balıkçılar kahvesinin önündeki dalgakıranın kayalarına oturup arkadaşlarla şarkılar, şiirler söylerdik. Küçük İskender’in “De Gülüm” şiirini hatırlıyorum o günlerden: “De gülüm! De ki: bitmiştir umut, bitmiştir / sevgi, bitmiştir güven! / güven bana gülüm!” Şarkıların, şiirlerin çoğu hüzünlü olurdu.
Gunfight outside Israeli consulate in Istanbul leaves one attacker dead
By Mehmet Emin Caliskan, Bulent Usta and Murad Sezer ISTANBUL, April 7 (Reuters) - One attacker was killed and two others were wounded in an extended gun battle with police outside the tower building housing the Israeli consulate in Istanbul on Tuesday, according to authorities and Reuters witnesses. Police officers pulled out guns and took cover as shots rang out for at least 10 minutes near a permanent security checkpoint amid the glass towers in the heart of Turkey's main financial district.
Gunfight outside Israeli consulate in Istanbul leaves one attacker dead
By Mehmet Emin Caliskan, Bulent Usta and Murad Sezer ISTANBUL, April 7 (Reuters) - One attacker was killed and two others were wounded in an extended gun battle with police outside the tower building housing the Israeli consulate in Istanbul on Tuesday. Footage showed the backpack-wearing attackers firing with automatic rifles and handguns, and police officers returning fire and seeking cover, as they manoeuvred among parked white police buses near a checkpoint. One body lay on the street.
Gunfight outside Israeli consulate in Istanbul leaves one attacker dead
; Continue reading More for You ; ; ; Continue reading More for You
トルコのイスラエル総領事館前で銃撃戦、 犯人1人死亡 宗教組織と関連
事件現場付近での警察、7日撮影 REUTERS/Murad Sezer [イスタンブール 7日 ロイター] - トルコのイスタンブールにあるイスラエル総領事館が入居するビル前で7日、武装グループと警察との間で銃撃戦があり、当局やロイターの目撃者によると、犯人のうち1人が死亡、2人が負傷した。 銃撃戦は10分程度続いた。内務相によると、犯人3人は「宗教を悪用する」組織と関係があるとし、2人は兄弟だと述べた。 イスタンブール県のギュル知事は、警察官2人が軽傷を負ったと述べた。知事によると2023年にイスラエルトハマスの紛争が始まって以降、総領事館にはイスラエルの外交官はおらず、トルコとの外交関係は冷え込んでいる。 イスラエル外務省は、事件発生時に総領事館に職員はいなかったと確認した。 私たちの行動規範:トムソン・ロイター「信頼の原則」 , opens new tab
One attacker dead, two injured in gunfight outside Israeli consulate in Istanbul
By Mehmet Emin Caliskan, Bulent Usta and Murad Sezer ISTANBUL, April 7 (Reuters) - One attacker was killed and two others were wounded in an extended gun battle with police outside the building housing the Israeli consulate in Istanbul on Tuesday, according to authorities and Reuters witnesses. Police officers pulled out guns and took cover as shots rang out for at least 10 minutes near a permanent security checkpoint.
One attacker dead, two injured in gunfight outside Israeli consulate in Istanbul
By Mehmet Emin Caliskan, Bulent Usta and Murad Sezer ISTANBUL, April 7 (Reuters) – One attacker was killed and two others were wounded in an extended gun battle with police outside the building housing the Israeli consulate in Istanbul on Tuesday, according to authorities and Reuters witnesses. Police officers pulled out guns and took cover as shots rang out for at least 10 minutes near a permanent security checkpoint.
One attacker dead, two injured in gunfight outside Israeli consulate in Istanbul
By Mehmet Emin Caliskan, Bulent Usta and Murad Sezer ISTANBUL, April 7 (Reuters) – One attacker was killed and two others were wounded in an extended gun battle with police outside the building housing the Israeli consulate in Istanbul on Tuesday, according to authorities and Reuters witnesses. Police officers pulled out guns and took cover as shots rang out for at least 10 minutes near a permanent security checkpoint.
Dışarıda kalan
Yağmur yağarken balıkçılar kahvesine sığınmış gazetemi okuyordum. Bir an içimin daha fazla keder alamadığını fark ettim. Patolojik umutsuzluğun altında gerçekçi olmayan bir umut vardır her zaman. Benim umudum, bir gün herkesin aynı dünyada yaşadığını fark etmesinden başka bir şey değil. Örneğin zenginlerin dünyasıyla yoksulların dünyası aynı değil. Batı ile Doğu'nun da öyle. Yine de aynı gezegende, aynı havayı soluyoruz. Savaş isteyen bir Amerikalı için İran uzakta, haritada bir yer.
Show More
loading
Actions
Is this you?
As a journalist, you can create a free Muck Rack account to customize your profile, list your contact preferences, and upload a portfolio of your best work.Get in touch with Bulent
Contact Bulent, search articles and posts on X, monitor coverage, and track replies from one place.
Learn more about Muck Rack